Hadi gelin basitleştirelim hayatı…

Yazan: Müge Çevik

Parçalara bölelim, zira bütün yutmak zordur bazı şeyleri…

Baş edebileceğimiz kadar küçük parçalara ayıralım…insanlar,  kimlikler, işler, sosyal görevler, duygular, yapılması gereken işler, hedefler, niyetler……

Parçalar içinden “istediklerimizi” ya da seçtiklerimizi hemen tutalım, diğerlerini ilk elemede atalım.

 “İstemiyorum ama mecburum” dedikleriniz de mutlaka olacaktır.   Alın onları tek tek elinize, bakın bakalım gerçekten mecbur musunuz yoksa siz mi öyle hissediyorsunuz? Onları bırakmayı seçerseniz ne olur? En kötü ne olur? Bu noktada sadece fark edin, mecbur musunuz yoksa bırakmak fikri size bırakacağınız şeye ne olacağından bağımsız olarak iyi gelmiyor mu? Bir kez daha bakın, hala almak iyi geliyorsa ayırın kenara…

Eski, kırık, işe yaramayan, sizi yoran, üzen, sırf hatırası var diye tuttuğunuz, tutmak için de kendinizden verdiğiniz parçalarına bakın hayatınızın…haydi vedalaşın onlarla da…haydi haydi durmayın…kolay değildir, vazgeçmek. Ama vazgeçememek, bağımlılıktır. Seçimli olmayan her şey bağımlılıktır bir nevi. Yorar bünyeyi. Ayrışmak gerek, ayrışabilmek. Atabilmek. Kullanmadığından vazgeçebilmek.  Özde razı olmadığından ya da ihtiyacını karşılamayandan ayrışabilmek. Haydi atın onları.

Kalanlara bakın..neler tutuyorsunuz başka? Size mi ait o parçalar? Dikkatli bakın sizin mi? Miras mı? Hediye mi? Emanet mi? Taşıması kolay mı? Memnun musunuz onları taşımaktan? Yük mü keyif mi? Sizi büyütüp zenginleştiriyor mu varlıkları yoksa sıkıp zorluyor mu?

Bu parçalar başka insanlar mı? Duygu mu? Sorumluluk mu yoksa? “Bana yüklendi, öyle öğretildi” diyorsunuz belki de. Buysa cevabınız, iki önemli notum daha var: Bir; sorumluluk verilmez alınır. Bunu kabul ettiğiniz an, zamanında aldığınız sorumluluğu bırakma hakkınızı da kabul etmiş olursunuz ki; bu da gerçek anlamda sorumluluk almak yani yetişkin olmaktır. İki, şuan yeni bir şey öğrenmeniz ve istediğiniz yeni bilgileri edinmeniz mümkün. Neden eskiyi sürdürmekte ısrar ediyorsunuz?

Haydi sadeleştirelim hayatı…

Giymediğimiz kıyafetleri, dolapta duran yemediğimiz yiyecekleri, masamızdaki dağınıklığı, çekmecelere tıkılı kalabalığı, bedenimize tıktığımız zararlı besinleri de temizleyelim.

Haydi haydi, yazı kışı baharı yok temizliğin, basitleşmenin. Basitleşelim.

Bırakım “elalem ne der”, “moda”, “yeni trend”, “şuan çok populer” düşüncelerini. İçimize bakalım. Keyfimize soralım, istiyor mu “skinny blue jean” giymek; istiyor mu sırf “best seller” diye içi boş kitaplar okumak; hoşuna gidiyor mu “populer” oldu diye bazı mekanlarda takılmak…

Haydi sadeleştirelim hayatı…özümüz, aklımız, duygumuz, muhakeme kabiliyetimiz, ahlakımız, değerlerimiz, omurgamız kalsın,bunlar dışında sadece bunlar ile seçtiklerim kalsın…gerisi çöp!

Basit ama derin,

Hafif ama dolu,

Kolay ama tatminkar,

Sade ama doyurucu günler ve yaşamlar dilerim….

Write a comment