Koçluk denilince akla gelen sevimsiz espri

Yazan: Neslihan Erdoğdu

Koçluk mesleğinde nereden nereye… “Kurban Bayramı geliyor aman dikkatli ol” cümlesini ben defalarca duydum, ya siz?

2006-2016 yılları arasında 2.500 kişinin ICF onaylı bir eğitim aldığını, bir de ICF ya da diğer koçluk derneklerinden akredite olmayan, ben koçluk eğitimi veriyorum diyerek eğitim verenleri ve aradan 4 yıl daha da geçtiğini düşünülecek olursak, bugün ülkemizde 10 bine yakın koç olduğunu tahmin etmek abartılı olmayacaktır.

Merak ediyorum bu yaklaşık 10 bin koçtan kaçı yukardaki cümleyi duydu acaba?

Koçluk denilince akla gelen sevimsiz espri

2006 yılında koçluk eğitimi alarak koçluk yapmaya başladığım yıllarda ben defalarca bu espriye maruz kaldım.

Aslında bu gibi alayla karışık, espri olarak düşünülen yaklaşıma alışığım. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü kazandığım zaman da; ne o sen şimdi “toplum doktoru” mu olacaksın mezun olduğunda denilmişti. Ben de sosyolojiyi bitirdiğimde ne yapacağımı kendimde bilmediğimden güler geçerdim ama içten içe de ne biçim bölüm seçmişim, şunu olacağım diyemiyorum diye de hayıflanırdım. Çünkü ülkemizde üniversite bir bilim merkezi olmaktan ziyade meslek edindiren kurumlar olma yoluna daha o yıllarda çoktan girmişlerdi ve ben belirsiz bir bölüm okuyor, kimseye tam olarak anlatamıyordum. “Söylediklerin karşısındakinin anlayabildiği kadardır” sözünün anlamını canlı canlı yaşıyordum.

Söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır, gerçekten…

Aynı şey koçluk yolculuğuma başladığımda başıma gelince tarih tekerrürden ibarettir diyerek sineye çektim.Neyse ki;   6-8 yıl içinde bu espriden kurtuldum ama sonra da “ne yani sen de çalıştığın kişilerle koşuyor musun? ” diye sorulara maruz kalmaya başladığımda “yaşam koçuyum” demeyi bıraktım.

Yaşam koçluğunun “profesyonel arkadaşlık-yarenlik” olarak algılanması nedeniyle artık koçum demek ve altını doldurmaya çalışmak tıpkı sosyoloji bölümünü anlatmak kadar zor geliyordu. “Ne yani bana sen mi ne yapacağımı söyleyeceksin”, “ne kadar hayat tecrüben var ki bana yaşam koçluğu yapacaksın” ya da “sen benim işimi /sektörümü bilmiyorsun ki koçluk yapamazsın” gibi doğrudan ya da örtük ifadelerle baş etmeye çalıştığım zamanlar çok oldu.

Koçluğu doğru anlama yolunda üzerine yazdığım yazımda ifade ettiğim gibi koçluğu doğru anlamak, dünden bugüne gelişimini, geldiği noktayı geleceği noktayı bilmek önemli.

Şimdiki koçlar şanslı!

Koçluğa yeni başlayanlar bundan 14 yıl önceye göre çok şanslı çünkü çok daha iyi bir zemin oluştu.

Aslında koçluk hikayem 40 yaşıma girdiğim ve kendime bakmaya başladığım ve kendi kendime bilmeden koçluk yaptığım bir dönemde, koçluk eğitimi alan ve birlikte de çok yol yürüdüğümüz bir arkadaşım sayesinde başladı. Neydi, ne sağlardı hiç bilmeden başladı ve de sanırım hep sürecek.

Sürecek çünkü ne benim ne de diğer insanların hayatı sabit değil, her birimiz an be an değişim içindeyiz. İsteklerimiz, beklentilerimiz ve ihtiyaçlarımız değişiyor. Bu da bize yeni hedefler, yeni ulaşılacak noktalar, yepyeni yollar ve başlangıçlar yaşatıyor. Bu yeni yolculuklar  için de nitelikli yol arkadaşlarına ihtiyacımız oluyor, her birimiz için geçerli bu.

Koçluk sonu gelmeyen bir yolculuktur.

Koçluk mesleği sadece para kazanma aracı ve “kolay iş” olarak görüldüğü için bir anda herkes koç oluverdi. “Herkes koç” oldu ve koçluk yapamayanlar, koçluk eğitimi vermeye başladı. İşte bu nokta mesleğimize dair deformasyon ve güven kaybı yaratan zayıf nokta.

Ancak hem koçlar hem de hizmet alanlar olarak özen gösterdikçe, seçici davrandıkça mesleğimizde daha prestijli bir hale gelecek, inancım tam.

14 yıldır tam zamanlı koçluk ve binlerce saatlik kilometre yaparak öğrendim ki, durduğumuz nokta ve işimize verdiğimiz değer aldığımız sonuçları yaratıyor.

An be an öğrenmek ve gelişmek üzerine çıktığımız yolculuk için hepimizin koçluğu an be an, seanstan seansa değişiyor, gelişiyor ve gelişmeye devam edecek.

Sonu gelmeyen bir yolda olduğumuz mesleğimiz için bugün dünden daha umutluyum.

Umutluyum çünkü koçluk mesleği çok daha anlaşılır, işlev ve önemi daha iyi kavrandı, pek çok meslek derneği kuruldu ve bir kamuoyu bilinci oluşturuldu.

Son zamanlarda koçluk eğitimi almak ve koç olmak isteyenleri bekleyen yol daha açık, net ve anlaşılır. Tüm koçların üzerine düşen ise mesleğimize sahip çıkmak.

Son söz ise, koçluk mesleğini insana dair hassasiyetleri olan ve etik kodları güçlü kişilerin yapmasına dair dilek cümlesi olsun.

 

Neslihan Erdoğdu ile PCC Unvanlı Koçtan 10 Saat Bireysel Mentörlük 
Gerekli koçluk deneyimini tamamlayan veya tamamlamak üzere olan ve unvan başvurusunda bulunacak koçlar için,
Bu program, koçluk deneyimini mesleğin saygın organizasyonlarının unvanları ile tescillemek isteyen koçlar için, ünvanlanma sürecinin zorunluluklarından biri olan 10 saat mentörlük almış olmak koşulu için tasarlanmıştır. Birebir görüşmelerde, koçluk yetkinlikleri ve bunların koçluk deneyiminde nasıl ortaya konabileceği üzerinde çalışılacak, koçun unvan alabilecek koçluk beceri seviyesine gelmesi hedeflenecektir.

Write a comment